Sosyal Anksiyete Bozukluğu

Sosyal anksiyete bozukluğu nedir? 

DSM-5'e göre, Sosyal Anksiyete Bozukluğu, kişilerin sosyal ortamlara ve durumlara yönelik korku ve kaygı yaşamasıdır. Bu kaygı genellikle kişinin sosyal etkileşimlerde veya performanslarda eleştirilmeye veya küçük düşmeye yönelik kaygısıyla ilişkilidir. Kişi, sosyal durumlara girmekten kaçınır, girmesi gerekiyorsa içinde bulunduğu durumları tolere etmeye yönelik yoğun çaba gösterir veya bu durumlarla ilgili yoğun bir kaygı duyar. Kişinin yaşadığı sıkıntı giderek arttığı için işlevselliği ve yaşam kalitesi olumsuz etkilenir. DSM-5'e göre, bu semptomlar genellikle altı aydan uzun süre devam etmelidir.1

ICD-11'e göre, Sosyal Kaygı Bozukluğu, benzer şekilde sosyal durumlarla ilgili belirgin ve sürekli bir korku veya kaygı hali olarak tanımlanır. Bu kaygı, sosyal etkileşimlerde veya performanslarda eleştirilme veya küçük düşme korkusuyla ilişkilendirilir. Kişi, bu durumlarla başa çıkmak için kaçınma davranışları sergileyebilir veya işlevsiz başa çıkma stratejileri geliştirebilir. ICD-11'e göre, sosyal kaygı semptomları en az altı ay boyunca devam etmelidir.2

Sosyal Anksiyete Bozukluğu Belirtileri  

 Sosyal anksiyete bozukluğu yaşayan kişi:2,3,4 

Yukarıdaki maddelere ek olarak, sosyal ortamlarda hissettiği kaygı ve fiziksel belirtiler zorlayıcı olduğu için kişi bu ortamlardan olabildiğince kaçınır.4 Kaçınamadığı zamanlarda ise yoğun sıkıntı yaşar. 

Sosyal anksiyete bozukluğu belirtileri  

Sosyal anksiyete bozukluğu yaşayan kişi:3,4,5

Yukarıdaki maddelere ek olarak, sosyal ortamlarda hissettiği kaygı ve fiziksel belirtiler zorlayıcı olduğu için kişi, bu ortamlardan olabildiğince kaçınır.5 Kaçınamadığı zamanlarda ise yoğun sıkıntı yaşar.

Sosyal anksiyete nasıl sürer? 

Sosyal kaygı yaşayan kişi, sosyal ortamlarda yaşayacağı herhangi bir sorunun etkisinin uzun süre devam edeceğini düşünür. Bu sebeple; sosyal ortamlara girmeyerek rezil olma, küçük düşme, tuhaf veya sıkıcı görünme gibi olası ‘tehlikeleri’ engellediğine inanır. Böylece sosyal kaygısı kısa bir süre için azalır. Öte yandan kişi, sosyal ortamlara girmekten kaçındıkça, bu ortamlarda beklediği tehlikenin gerçekleşip gerçekleşmediğini göremez. Ayrıca, tehlikeli olduğunu düşündüğü durumlar gerçekleşirse, bu durumların etkisinin beklediği kadar kötü, zor ve uzun süreli olup olmayacağını görme imkânı da bulamaz. Dolayısıyla tehlikeli olduğuna inandığı durumların kendisi için bir tehdit olduğunu düşünmeye ve o durumların içindeyken kaygı duymaya devam eder.6

Sosyal anksiyetenin nedenleri ve risk faktörleri

  1. Biyolojik özellikler: Sosyal anksiyete bozukluğu olan kişilerde, bir mizaç özelliği olarak davranışsal inhibisyon bulunmuştur. Davranışsal inhibisyon, yeni kişilere ve durumlara karşı çekingenlik olarak tanımlanır ve sosyal anksiyete için biyolojik yatkınlığa sebep olur. Ayrıca, sosyal anskiyete bozukluğu olan kişilerin kızgın yüz ifadelerine daha fazla dikkat ettikleri ve onları daha hızlı hatırladıkları gözlemlenmiştir. 
  2. Öğrenme deneyimleri: Sosyal anksiyetesi olan kişiler, sosyal bir ortamda rezil olma, küçük düşme gibi durumları doğrudan deneyimleyebilirler veya başkalarının başına geldiğini gözlemleyerek dolaylı olarak öğrenebilirler. Ayrıca, ailenin sosyal ortamlarda ve ilişkilerde sergilediği davranışlar da sosyal öğrenme için önemlidir. Ailesinde sosyal anksiyetesi olan kişilerin, diğerlerine göre sosyal etkileşimlerden daha fazla kaçındığı gözlemlenmiştir.1,6

Sosyal anksiyete bozukluğunun etkileri ve komplikasyonları

Sosyal anksiyete bozukluğunun etkileri, kişinin hayatındaki farklı yaşam alanlarında etkisini gösterir.

Sosyal anksiyete bozukluğunun teşhis yöntemleri

Sosyal anksiyete bozukluğunu teşhis ederken klinik değerlendirme yapılır. Öz bildirim ölçeklerinden yararlanılabilir. Klinik değerlendirme sürecinde; kişinin yaşadığı sosyal etkileşim düzeyi, kaygı düzeyi, kaçınma davranışları ve bu sorunun yaşamını nasıl etkilediği hakkında bilgi alınır. Değerlendirme sürecinde ek olarak uygulanabilecek olan öz bildirim ölçekleri, kişinin sosyal durumlara ve ortamlara yönelik deneyimlerinin değerlendirilmesini sağlar.

Sosyal anksiyete bozukluğunun tedavisi 

Sosyal anksiyete bozukluğunun tedavi yöntemleri aşağıda detaylı olarak anlatılmaktadır.7,8,9,10,11,12

  1. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT): Anksiyete bozukluklarının tedavisine yönelik yapılan çalışmalar, Bilişsel Davranışçı Terapinin, kısa adıyla BDT’nin tedavi etkisinin güçlü olduğunu göstermektedir. BDT, anksiyete bozuklukları tedavisinde, en çok bilimsel desteği alan terapi yaklaşımıdır. Bu sebeple BDT, kaygı bozuklukları için ‘altın standart’ tedavi olarak önerilmektedir. BDT ile tedavide, kişide sosyal kaygı yaratan ortam ve durumlar belirlenir. Kişi bu durum ve ortamlara kaygı duymakla beraber girmeye başlar. Bu sayede zaman içinde yaşadığı kaygıya yönelik tolerans kazanır. Sosyal ortamlarda bulunmaya başladığında, rezil olmakla ilgili beklediği olumsuz sonuca yönelik daha gerçekçi değerlendirme yapma becerisi kazanır. Kişi kaygısını yönetmeyi öğrendikçe; sosyal ortamlarda hissettiği çarpıntı, terleme, titreme gibi fiziksel belirtileri hafifler. Gerekli vakalara sosyal beceriler de kazandırılır. BDT ile tedavi sonucunda kişi, daha rahat ilişki kurar ve sosyal çevrelere daha kolay dahil olur.
  2. Sosyal beceri eğitimi: Sosyal beceri eğitimi, kişilerin sosyal ortamların ve durumların içine girdiğinde kullanabileceği çeşitli becerileri geliştirmesini hedefler. Bu eğitim, kişinin göz teması kurma, beden dili kullanma, doğru iletişim kurma ve sosyal etkileşimlerdeki becerilerini ilerletmesine yardımcı olabilir. 
  3. İlaç tedavisi: Uluslararası klinik uygulama kılavuzlarında; sosyal anksiyete bozukluğu tedavisinde trisiklik antidepresan, benzodiazepinler ve antipsikotik ilaçlar önerilmez. Kılavuzlara göre, ilaç tedavisine başlamak isteyen kişilere, BDT hakkında bilgi verilmesi tavsiye edilir. Bu kişiler, ilaç tedavisine başlamak isterlerse 10-12 haftalık antidepresan tedavisine başlanabileceği ancak ilaçla beraber BDT protokollerinin uygulanması önerilir. 
  4. Grup terapisi: 2020 yılında yayınlanan bir meta-analiz, sosyal anksiyete bozukluğu olan bireylerde grup terapisinin etkinliğini değerlendirmiştir. Bu çalışma, grup terapisinin sosyal anksiyete bozukluğunun belirtilerini azaltmada ve işlevselliği artırmada bireysel terapi ile karşılaştırılabilir derecede etkili olduğunu gösterir. Grup terapisinin uzun vadeli etkilerini değerlendiren çalışmalar da benzer sonuçlar belirtmektedir. Grup terapisi, benzer deneyimlere sahip kişilerin bir araya gelerek, deneyimlerini paylaşmasını sağlar. Grup terapisi, sosyal becerilerin geliştirilmesine odaklanarak sosyal anksiyete belirtilerini azaltır. Grup içinde rol oynamak, konuşma yaparak ve diğer sosyal etkileşim becerilerini uygulayarak, kişinin öz güvenini artırabilir ve sosyal durumlara duyduğu sıkıntının ve kaygının azalmasını sağlayabilir.

Sosyal anksiyete bozukluğunun epidemiyolojisi

Sosyal Anksiyete Bozukluğu (SAB), en yaygın görülen psikolojik sorunlardan biridir. Dünya genelinde %7-13 arasında bir yaygınlığı vardır. Sosyal anksiyete bozukluğu, genellikle ergenlik ya da genç yetişkinlik döneminde ortaya çıkar. Bununla beraber kadınlarda erkeklere oranla daha yaygın bir sorundur. Kadınlarda görülme sıklığı erkeklere göre iki kat daha fazladır.1

Sosyal anksiyete bozukluğunda vaka çalışmaları ve araştırma bulguları

Üniversite öğrencileriyle yapılan bir çalışmada, sosyal anksiyetenin yaşam boyu yaygınlık oranı, %9,6 olarak bulunmuştur. Bu çalışmada, kadınların sosyal anksiyete düzeyinin erkeklere oranla daha yüksek olduğu ve düşük gelir düzeyine sahip katılımcılarda sosyal anksiyete yaygınlığının daha fazla olduğu tespit edilmiştir. 2020 yılında, 18-40 yaş aralığında kişilerle gerçekleştirilen bir diğer çalışmada ise; 18-22 yaş grubunun daha büyük yaş gruplarına göre sosyal anksiyete düzeyinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Sanal gerçeklik teknolojisi kullanarak BDT temelli bir tedavi programının uygulandığı çalışmada, bu programın sosyal anksiyete bozukluğunun tedavisinde etkili bir yöntem olabileceği sonucu bulunmuştur. Benzer şekilde, BDT temelli sanal gerçeklik teknolojisinin uygulandığı bir diğer çalışma, sanal gerçeklik tabanlı terapinin geleneksel yüz yüze terapiyle benzer etkilere sahip olduğunu ve sosyal anksiyete belirtilerini azaltmakta etkili olabileceğini öne sürmektedir. Sosyal anksiyetesi olan hemşirelik öğrencileri ile yapılan bir çalışmada, bilişsel davranışçı grup terapisinin etkili bir şekilde belirtileri azalttığı ve bir aylık kontrol sürecinde belirtilerin azalmaya devam ettiği görülmüştür. Sosyal anksiyete bozukluğu olan ergenlerde bilişsel davranışçı grup terapisinin etkililiğinin beş yıl süresince takip edildiği bir diğer çalışmada ise, terapi sonrası kazanımların süreç boyunca devam ettiği gözlemlenmiştir.13,14,15

Sosyal anksiyete bozukluğu vaka örneği

Ceren Hanım, ev dışındaki ortamlarda insanlarla iletişim kurarken çok zorlandığını, bu nedenle çok az arkadaşı olduğunu, derslerinin kötü olduğunu söyledi. Son zamanlarda evden hiç çıkmak istemediğini çok yalnız ve mutsuz olduğu için terapiye geldiğini anlattı. Ceren Hanım, ders içerisinde kendisini ifade etmekten, hocalarla iletişim kurmaktan, söz almaktan ve proje sunumları yapmaktan kaçtığını ifade etti. Bu nedenle okul başarısının olumsuz etkilendiğini ve üniversite birinci sınıfı tekrar okumak zorunda kaldığını söyledi. Ayrıca arkadaşlarının yanında da rahat olmadığını, insanların yanında yanlış bir şey yaparak ya da söyleyerek rezil olmakla ilgili kaygılandığını anlattı. Değerlendirme görüşmesinde; derslerde soru soracağı, proje sunumu yapacağı, hocalarla birebir konuşmalar gerçekleştireceği zamanlarda ‘‘Kesin düzgün konuşamayacağım, aptalca bir şey söyleyeceğim ve rezil olacağım.’’ gibi düşüncelerin aklına geldiğini ve yoğun kaygı yaşadığını aktardı. Derslerde söz alacağı zamanlarda özellikle kalabalık sınıflarda daha fazla sıkıntı yaşadığını söyledi. Bu yüzden ders seçim esnasında sınıf kontenjanlarına bakarak ders seçimi yaptığını belirtti. Dersten önce hocanın sorabileceği sorulara cevaplar hazırlayarak ve söyleyeceği cevapları tekrarlayarak hazırlık yaptığını belirtti. Arkadaşlarının yanında genelde dinleyici olduğunu, fikirlerini belirtmediğini, kalabalık arkadaş buluşmalarına sürekli bahane üreterek katılmadığını anlattı. Bütün bu yaşananlardan dolayı akademik performansının olumsuz etkilendiğini, sosyal ilişkiler kurmakta sorun yaşadığını ve öznel sıkıntısının oldukça arttığını söyledi. 

Toplumsal farkındalık ve destek

  1. Toplumsal farkındalık: Toplumsal farkındalığın gelişmesi için medya, eğitim kurumları ve sosyal medya gibi mecralardan yararlanılabilir. Böylelikle sosyal anksiyete bozukluğu hakkında bilgiye, tedavi süreçlerine ve destek kaynaklarına erişim artar.
  2. Stigma ile mücadele: Psikolojik sorunlara ilişkin kalıplaşmış düşüncelerle ve stigmatizasyonla mücadele etmek için eğitim programları düzenlenebilir. 
  3. Destek hizmetleri: Sosyal anksiyetesi olan kişiler için destek grupları, terapi grupları ve online destek platformları gibi çeşitli destek hizmetleri sunulabilir. Böylelikle bu kişiler, deneyimlerini paylaşarak grup içi destek alabilirler. 

Kaynaklar

  1. American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5th ed.). Washington, DC. 
  2. World Health Organization (WHO). International Classification of Diseases (ICD-11). Geneva: WHO, 2021.
  3. Leichsenring, F., & Leweke, F. (2017). Social anxiety disorder. New England Journal of Medicine, 376(23), 2255-2264.  
  4. Gilbert, P. (2001). Evolution and social anxiety: The role of attraction, social competition, and social hierarchies. Psychiatric Clinics of North America, 24(4), 723–751. 
  5. Davranış Araştırmaları ve Terapileri Merkezi: Tüm Yönleriyle Sosyal Kaygı ve Sosyal Anksiyete Bozukluğu: https://datem.com.tr/blog/tum-yonleriyle-sosyal-kaygi-ve-sosyal-anksiyete-bozuklugu/  
  6. Heeren, A., McNally, R.J. (2018). Social Anxiety Disorder as a Densely Interconnected Network of Fear and Avoidance for Social Situations. Cogn Ther Res, 42, 103–113.
  7. Otte, C. (2022). Cognitive behavioral therapy in anxiety disorders: current state of the evidence. Dialogues in clinical neuroscience.  
  8. Stewart, R. E., & Chambless, D. L. (2009). Cognitive–behavioral therapy for adult anxiety disorders in clinical practice: A meta-analysis of effectiveness studies. Journal of consulting and clinical psychology, 77(4), 595.  
  9. Gould, R. L., Coulson, M. C., & Howard, R. J. (2012). Efficacy of cognitive behavioral therapy for anxiety disorders in older people: A meta‐analysis and meta‐regression of randomized controlled trials. Journal of the American Geriatrics Society, 60(2), 218-229.  
  10. Kaczkurkin, A. N., & Foa, E. B. (2022). Cognitive-behavioral therapy for anxiety disorders: an update on the empirical evidence. Dialogues in clinical neuroscience.  
  11. Deacon, B. J., & Abramowitz, J. S. (2004). Cognitive and behavioral treatments for anxiety disorders: A review of meta‐analytic findings. Journal of clinical psychology, 60(4), 429-441.  
  12. Society of Clinical Psychology: Treatment, Cognitive Behavioral Therapy for Social Anxiety Disorder: https://div12.org/treatment/cognitive-behavioral-therapy-for-social-anxiety-disorder/  
  13. İzgiç, F., Akyüz, G., Doğan, O. & Kuğu, N. (2000). Üniversite öğrencilerinde sosyal fobi yaygınlığı. Anadolu Psikiyatri Dergisi, 1(4),207–214.
  14. Çevirir, Ç. A. Sosyal kaygı ve kaçınma davranışlarının sosyodemografik özelliklerle ilişkisi (Master's thesis, Sosyal Bilimler Enstitüsü)
  15. Park, M.J., Kim, D.J., Lee, U., Na, E.J., & Jeon, H.J. (2019). A literature overview of virtual reality (VR) in treatment of psychiatric disorders: recent advances and limitations. Frontiers in Psychiatry, 10:505.

Ecem Güloğlu

Klinik Psikolog, Bilişsel ve Davranışçı Terapist

Yayımlandığı Tarih: 25/02/2024
image

Danışan odaklı etkili terapistler

Ekibimiz Prof. Dr. Ebru Şalcıoğlu’nun BDT Eğitimlerini tamamlamış, süpervizyonu altında klinik deneyim kazanmış, geliştirdiği model çerçevesinde çalışan klinik psikologlardan oluşmaktadır.

prof-dr-ebru-salcioglu
Ebru şalcıoğlu

Prof. Dr.

klinik-psikolog-dilara-ayata
Dilara ayata

Klinik Psikolog

dr-klinik-psikolog-betul-cetintulum-huyut
Betül çetintulum huyut

Dr. Klinik Psikolog

klinik-psikolog-ozge-cansu-baslamis
Özge Cansu başlamış

Klinik Psikolog

klinik-psikolog-atakan-akturk
Atakan aktürk

Klinik Psikolog

klinik-psikolog-ecem-guloglu
Ecem güloğlu

Klinik Psikolog

klinik-psikolog-emine-ozkan
Emine özkan veyselgil

Klinik Psikolog

klinik-psikolog-selin-sak
Selin sak

Klinik Psikolog

Klinik Asistanlar

Şimay Tutku ceyhan

Psikolog

Kaan akpınar

Psikolog

Bizimle İletişime Geç
Bir Sorun mu Var?

Mesaj Gönder

image